Runfire Salt Lake Ultra Trail 40K

Nereden başlanır ki?

Kurumuş bir göl üzerinde koşmak özellikle de Tuz Gölü gibi sonsuz bir beyazlığın üzerinde koşmak , bilmeyene çok cazip ütopik etkileyici ve masalsı gelebilir ancak daha önce koşan için kan ter gözyaşı sıcak ve mental bir sınavdan başka bir şey değildir.

Peki tüm bunları bile bile insan kendine neden bu eziyeti yapar? Neden bir önceki sene bunu zaten yapıp ne kadar zor olduğunu bile bile tekrar hemde 2 kat uzun olan mesafeyi dener?

Aslında bu sorunun tek bir cevabı yok. Herkes için farklı olsa da genelde ortak paydalar bu işin bir hobiden yada spordan öteye geçip yaşam tarzı haline gelmesi yada insanın kendi limitlerini görme, yapabileceklerinin ötesine geçme, kendini kendine veya başkalarına kanıtlayabilme, kendi ile uzun uzun vakit geçirebileceği bir yolculuğa çıkmak gibi tamamen kişinin kendi ile ilgili aldığı kararlar sonucu verilebilecek bir cevabı vardır.

Hatta bir arkadaşım bunun için; sırf hiç koşmayan insanların sadece araba ile katedilebilecek mesafeleri koştuğumu söylediğim zaman yüzlerindeki ifadeyi görmek için bile bu işi yaparım demesi olayın nasıl bir boyutta olduğunun kanıtıydı.

Aslında cevap tüm eziyete rağmen seneye tekrardan aynı yarışın gene 2 katı mesafesine kayıt olacak olmamla aynıydı. Çünkü neden olmasın ki.

Aslında bu yarış benim için pek çok şeyi ifade ediyordu. Trail yarışı ile ilk defa 2018 runfire salt lake 21k ile tanışmıştım. Zorunlu malzeme, koşu yeleği, suluk, işaret takibi, control point(cp), teknik toplantı gibi bir çok kavram geçen sene bu yarışla birlikte girmişti hayatıma. O yüzden seneye de muhakkak gelirim parolasıyla ayrılmıştım. Açıkçası geçen seneki fuar alanı ve organizasyon o kadar güzeldi ki ben bu yarış organizasyonunu hep kapadokya ultra dan sonraki en iyi organizasyon şeklinde nitelendirdim sağa sola. Nitekim kayıtlar açıldığı gün eşim ile birlikte kayıtlarımızı yaptık. Kayıt olurken fark ettim ki under armour ve mercedes bu sene sponsor değildi. Bu iki sponsorun eksikliği, başta yarış kitlerinde sonrasında ise kamp alanında kendini çok belli etmiş. Ne yalan söyleyeyim sponsor olarak bephantol ve çöp poşeti markası olan koloroplast ın sponsor oluğunu öğrendiğimde çok hayal kırıklığına uğradım. Böyle bir organizasyon çok daha iyilerini hak ediyor. Genede belkide bir çölün ortası sayılabilecek bir yerde lojistik olarak her şeyi getirterek tam olarak taşıma suyla organizasyondan yüzünün akıyla çıkan uzunetap ekibini tebrik ediyorum.

Erteleme ile gelen mutluluk

Aslında yarış geçen seneki gibi temmuz ayının son pazarı yapılacaktı. Ancak yarışın doğası gereği koşunun kurumuş bir göl üzerinde yapılması ve mevsim normallerinin üzerinde olan yağışlar sebebi ile gölün yarış tarihinde tam olarak kuruyamayacak olması sebebi le organizatör yarışı 1 ay ileri ertelemişti. Bu planlı ve düzenli antrenman yapanlar için berbat bir haber olsa da benim için harika bir haberdi. Temmuzdaki sapanca 40k dan beri herhangi bir uzun koşmamış hatta doğru düzgün koşmamış kendimi yazında etkisi ile bisiklete kaptırmış sürekli bisiklet süren biri haline gelmiştim. Ayrıca geçen sene yarışı koşanlar 800 mt civarı tam olarak kurumamış sulu bir zeminden geçtiler ve buranın ne kadar yıpratıcı olduğunu öğrendiler. Antrenman tam olsa bile kimsenin böyle bir zeminde saatlerce koşmak isteyeceğini zannetmiyorum. Bu konuda uzunetap doğru olanı yapıp yarışı erteledi.

Cuma gününün resmi tatil olması tüm katılımcılar için adeta bir hediye gibi olmuştu. Bende bunu fırsat bilip cuma öğlen yola çıktım. Eşimin son anda işlerinin çıkıp yarışa katılamaması, benim tek başıma gitmemi gerektirmişti. Yarışa çok kısa süre kala gerçekleşen bu duruma rağmen uzunetap ekibinin anlayışlı davranarak eşimin kayıt devrini seneye taşıması çok hoştu buradan onlara bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum. Yaklaşık 2.5 saatlik bir yolculuğun ardından kamp alanına ulaştım. Kamp alanının geçen seneki yerinden farklı bir yer olduğunu fark ettim. Kamp düzeni vs de değişmişti. Aslında bu sene biraz ön yargı ile gelmiştim. Çünkü geçen seneki baba sponsorlar olmadığı için etkinliğin çok daha sade olacağını düşünüyordum. Geçen seneki sponsorların da etkisi ile daha iyi etkinlikler daha zengin bir yarış kiti daha çok firma kamp alanındaydı. Ancak biraz mantıklı düşününce buraya bunların hiçbiri için gelmiyorduk. Neden geldiğimiz gözlerimizin önündeki sonsuz beyazlıkta uzanıyordu. Hemen şirket arkadaşlarımla buluşup çadırım için yer ayarladım. Bu sene çok daha fazla çadır vardı ve ilginç bir şekilde kamp alanının etrafı jandarma polis vs tarafından çok iyi bir şekilde korunuyordu. Belli ki organizasyon bu sene yerel destekte bulmuştu. Hemen çadırımı kurup yatağımı şişirdim. Arabadan pike ve yastık getirerek barınma şartlarımı oluşturdum ve zorunlu malzemelerimi kontrol ettirip göğüs numaramı almak için kayıt masasına geçtim.

Zorunlu malzemeleri kontrol ettikten sonra yarış kiti mi teslim aldım. Tahmin ettiğim gibi geçen senekine oranla çok zayıf bir kit idi. Aslında kit zayıf değildi sadece geçen seneki yarış kiti o kadar doluydu ki bu seneki zayıf gözüktü. Ama esas düşünmem gereken konu doğru düzgün koşu antrenmanı yapmak yerine 3-5 uzun bisiklet antrenmanı yaparak bu yarışta nasıl maraton koşmayı planladığım olmalıydı. Bu gibi uzun koşular öncesi (bize göre uzun), mesela maraton mesafesi için, en azından bir 30-35k uzunu çok iyi gelirdi. Biz yapmadık oradan biliyoruz :D. Ancak bu yarışa zaten başka bir yarışın antrenmanı olarak baktığım için (frig ultra 54k ki kendisi de kapadokya 64 için antrenmandır :D) bunu pek umursamıyordum. Genede böyle bir mesafeyi küçümsemek acıdan başka bir şey getirmezdi. Çadırımı kurduktan sonra iş arkadaşlarımla oturup bir şeyler yedik. Ümit beyin sevgili eşi bizi çölün ortasına zeytinyağlı dolma ile şımartıp yarış öncesi moralleri yükseltti. Böyle bir imkan çöl ortasında bir hazine gibiydi.

Yemekten sonra kamp alanını turlamak üzere dolaşmaya koyuldum. Bu sene alan daha geniş olsa da gelen marka ve stand sayısı geçen seneye nazaran daha azdı. Bunda yarışın ertelenmesi ve sponsorların olmayışı önemli faktördü. Genede son derece hoş bir kamp alanı bir çölün ortasında olabilecek en iyi imkanlarla sunulmuştu. Start ve finish tagı kampın tam orta noktasından başlayıp tekrar orta noktasında bitiyordu. Böylece kalabalık yarışanları sağdan soldan daha iyi destekleyip daha etkileyici bir atmosfer oluşturuluyordu. Yemek alanı büyütülmüş hemen sağına yöresel ürünler satan bir stand ve meyve gözleme vs satan bölümler kurulmuştu. Lavabo banyo sayısı artırılmış geçen seneki sıralar azaltılmıştı. Kısaca organizasyon ödevini iyi yapmış yüzünün akıyla çıkmıştı hepsine ayrı ayrı teşekkürler.

Saat 6 ya yaklaşırken 100 mil için start anonsları yapılmaya başlanmıştı. 100 mil bu organizasyonun esas yarışı , aynı zamanda bir pisikolojik eşikti. Bembeyaz bir sonsuzlukta 100 mil koşmak çoğu ultramaratoncu için bile ütopik bir olguydu. Antrenman kadar zihnen de hazırlanılması gereken bir karardı. İlerisi için böyle bir şey denemek istermiydim? şuan için söylemesi zor ancak insan doğası gereği hep sınırlarını merak ediyor.

100 mil koşucuları start tagının altında toplandıkları sırada kamp alanına Şereflikoçhisar kaymakamı da gelmişti ve ufak bir konuşma yaptı. Seneye bu organizasyon, sizlere daha yakışır bir şekilde daha iyi şartlarda yapılacak demesi katılımcılardan büyük alkış aldı.

Geri sayımla birlikte 100 mil koşucuları kimi 5k yarışıymış gibi hızla kimi jok temposu ile yavaşça sonsuzluğa doğru koşmaya başladılar. Hepsi akşam serinliğinde alabildikleri kadar yol alıp ertesi güne çok bir şey bırakmak istemiyorlardı. Çünkü hepsi öğlen vakti tek bir gölge olmayan bir açıklıkta onları neyin beklediğini iyi biliyorlardı. İçlerinde bu mesafeyi ilk kez deneyecekler , geçen sene deneyip dnf olanlar , 2. yada 3. veya daha fazla koşmuş olanlar vardı. Hepsinin farklı bir tecrübesi ve farklı hayalleri vardı. Tüm bunlarla birlikte birkaç dakika içinde beyazlıkta kayboldular.

Onları uğurladıktan sonra etraf biraz sakinleşmişti akşam serinliği de çökmeye başlamıştı. Tekrar arkadaşlarla birlikte oturup çay kahve içtik. Akşam yemeği saati gelincede sıraya girip yemeklerimizi aldık ve teknik toplantıyı beklemeye başladık. Teknik toplantı yemekten 1 saat sonra anons edilerek toplandı. Parkur anlatıldı geçen seneden farklı olan ufak tefek değişikliklerden bahsedildi. Bu sene 80k ve 40k beraber start alacaktı. Aynı geçen seneki gibi göl üzerinde L çizip ana cp noktasına ulaşılacak ve 40-80k koşanlar buradan 2 üçgeni tamamlamak için devam edeceklerdi. 20k koşacaklar ise bu ana cp ye gelmeden 20 mt kadar önce kendileri için olan bir cp den dönerek finishe doğru geri dönüyorlardı. Organizasyon bu noktada çok doğru bir karar vermişti. Bu iki cp yi ayırarak hem 20 k kalabalığını ana cp ye taşımamış oldular hemde 40 ve 80 koşacakları curcuna dan kurtarmış oldular. Rota geçen seneki ile aynı idi ancak kamp alanının yaklaşık 500 mt öne taşınması rotaya direk çıkmak yerine biraz kavis alarak çıkma anlamına geliyordu. Gene aynı şekilde L harfini tam 90 derece açılı değilde kavisli bir şekilde tamamlıyorduk. Bu bilgilerden sonra bir süre soru cevap şeklinde devam eden teknik toplantı sona erdi. Bizde artık dinlenmeye geçmek üzere çadırlarımıza geçtik. Şişme yatağım çok rahattı hafiften de yorgunluk çökmüştü. Güzel bir uyku çekeceğimi düşünerek uyumaya çekildim. Gece titreyerek uyandım hava o kadar soğumuştu ki saatimden baktığımda çadırın içi 10 derece gözüküyordu. Aslında arabada daha kalın bir yorganım vardı ancak gecenin bir yarısı o kadar üşendim ki almaya bir süre sonra uykuya dalıp uyuyacağımı ümit ederek pikeme sarılıp uyumaya çalıştım. Bu yarış öncesi yaptığım ve en pişman olduğum şeydi. Arabaya gidip yorganımı alıp gelmem 5 dakika sürerdi ancak o soğukta ve karanlıkta çadırdan bir türlü çıkmaya ikna edemedim kendimi. 5 dakikada bir titreyerek uyandım ve tüm gece zehir oldu. O kadar üşüyordum ki bir ara titremekten kaslarım yoruldu. Saate baktığında 3:30 civarına geliyordu hava 10 derece gösteriyordu. Uykum iyice kaçmıştı. Bu saatten sonra uyuyamayacağımı biliyordum. Arabaya gidip montumu giydim ve çadıra döndüm. Biraz telefonla oyalandım. Aslında hatam şuydu geçen senede bu ekipmanlarla geceyi geçirmiştim fakat unuttuğum nokta geçen sene yarış 1 ay önceydi ve geceleri bile hava sıcaktı. Ağustos sonunda çölün ortasında havanın nasıl olacağını çok acı bir şekilde öğrenmiştim. Saat 4-5 arası dışarı çıkıp biraz turladım. Yarışa sabah gelecek arkadaşlarımın yolda olduğunu biliyordum. Onları arayıp yerlerini öğrendim. Gelmek üzere olduklarını öğrenince konumumu gönderip onları karşılamak üzere yola doğru çıktım. Yaklaşık 5 gibi geldiler ve birlikte kahvaltı ettik. 80k koşacak arkadaşım Salih in göğüs numarasını aldıktan sonra 40-80k koşacaklar start noktasına anonslarını duymaya başladık.

Runfire saltlake ultra 2019

Start tagı en amatörden en tecrübeli koşucuya kadar her zaman nabız yükselten, adrenalin salgılatan, heyecanı artıran bir yerdir. Yarışlarda belkide en çok keyif aldığım yerlerden birisidir. Nasıl başlayacağın, vücudunu nasıl hissettiğin, nasıl bir hız yapacağın, sıcak, mesafe, ekipmanların, zemin, beslenmen birçok şey geçer aklından. Geri sayımla birlikte durağan bacakların bir anda durağandan koşmaya geçen diğer bacakları takip eder. Bir anda ivmelenip saatlerce süren yolculuğuna başlarsın. Heyecan bazen seni güçsüz hissettirse de onca antrenman sonucu oluşan bu işe uygun kas gurubun kısa sürede kontrolü eline alır ve olay bende sen devam et şeklinde otomatiğe bağlar herşeyi. Gurubun ortasında başladığımız start tagından çıkıp kurumuş göle doğru koşturmaya başladık. Çöl ile göl arasında yaklaşık 300 mt kadar tam kurumamış bir çamur bölüm vardı. Islak olmamasına ramen hamur kıvamında, ayağı basınca içine çeken bir yapısı vardı. Geçen sene bu bölüm yaklaşık 1 km civarındaydı. Bu bakımdan bu geçişin daha kolay olduğunu söyleyebiliriz. Hafif bataklığı geçtikten sonra hemen sonsuz beyazlığa giriş yapıyorsunuz. Zemin asfalta çok benzemekle birlikte daha önce koşmuş olduğunuz hiçbir şeye de benzemiyor. Kısa süreli farklı duygular yaşıyorsunuz. Bir süre sonra her şey monotonlaşıyor. Heyecan yerini gerçeklere bırakıyor. Kalp hızınızı kontrol ederek kendinizi yormadan önünüzde koşmanız gereken bir maraton mesafesi olduğunu gene kendinize hatırlatarak kontrollü bir şekilde devam ediyorsunuz. Aslında amacım yarışı 80k koşacak arkadaşımla ilk 40k birlikte bitirip müzik dinleyerek jok temposu ile koşmaktı. Çünkü ertesi gün şirketçe katıldığımız Eskişehir yarımaratonuna da katılmam gerekiyordu ve iki yarışı da tempolu şekilde koşup sakatlanma riskini göze alamazdım. Zaten bu yarış için antrenman yapamamış başka bir yarışın antrenmanı şeklinde koşacak olmam jok temposunun benim için yeterli olacağı kanaatini güçlendirdi. Birkaç kilometre arkadaşlarımla birlikte koştuktan sonra önce kulaklığım beni yarı yolda bıraktı. Gece şarj etmeme rağmen anlayamadığım bir nedenle şarjı tükendi. Müzik olmadan bu yarış bu tempo ile çok zor geçecekti. Bir tık hızlanarak önümdeki gurubun arkasında koşmaya başladım. Birilerinin arkasında koşmak iyi geliyordu çünkü etraf çok açıktı ve karşıdan gelen rüzgar koşmayı çok zorlaştırıyordu. Bir an önce ilk cp ye varıp yön değiştirip bu rüzgardan kurtulmak istiyordum. Bu gurubunda hızı bana uymadı ve onların bir önündeki guruba yamandım. Bu gurupda 80k kadınlar birincisi ile önlü arkalı koşmaya başladık. Mesafesine göre gayet iyi bir tempo ile gidiyordu. Zaten yarış sonunda kadınlar 1. si genel klasmanda da erkeklerin bir çoğunu geçerek 4. oldu. Kendisini taktir etmemek elde değil. Birinci cp ye varınca hızlıca sularımı doldurup tezgahtan bir şeyler atıştırdım ve ilk üçgeni tamamlamak için sağa döndüm. Her üçgen 10 km uzunluğundaydı. Eşkenar üçgen gibi değilde ikizkenar üçgen gibi diğer iki ucu bir tanesine oranla daha uzundu. Bunu kavrayamadan koşulunca sanki mesafe bitmiyor yada öncesine göre yavaşlanmış hissi çökebiliyordu. Her üçgenin köşesinde yere çakılmış inşaat demirlerine bağlı bileklikler vardı. Köşelerden geçerken bunlardan bir tane alıp diğer köşeye koşup oradan da o köşenin rengi olan bileklikten alıyorduk ve tekrar control point (cp) e dönüyorduk. Bu bileklikler üçgenin en uçlarına kadar gittiğimizin herhangi bir short cut kullanmadığımızın kanıtıydı. Zaten bembeyaz bir göl üzerinde koşup hile yapabilmek çok zor çünkü cp den üçgenin en uç noktaları, noktalardan da cp gözüküyor. Bu birazda insanın dayanma sınırlarını zorlayan bir dezavantaj. Sürekli görebildiğiniz bir yere bir türlü ulaşamama hissi belirli bir yorgunluk ve sıcaktan sonra çok sinir bozucu olabiliyor. İlk üçgeni tamamlayıp cp noktasına döndüm. Bileklikleri verip ismimi yazdırdım ve sularımı doldurup 1 jel adıktan sonra 2. üçgeni tamamlamak üzre 80k kadınlar birincisi ile tekrar yola koyulduk. İkinci üçgenin ilk köşesine giderken karşı taraftan 80k da ki arkadaşlarımı gördüm. Onlarda ilk cp ye varmak üzerelerdi. Kısa bir selamlaşıp yolumuza devam ettik. Bileklik noktasına geldiğimde bilekliği almak üzere çekince demir çubuk yerinden çıktı elimde kaldı. Yerine tekrar sokmaya çalıştım ancak başaramadım. Diğer demir çubukların birine bitiştirip devam ettim. Daha sonra bu şekilde bırakmanın doğru olmayacağını düşünüp geri dönüp biraz daha uğraşarak yerine geri sokabildim. 2. köşe 1. köşeden gözüküyordu. Sıcağı en fazla burada hissettiğimi hatırlıyorum. Yüzüme sürdüğüm güneş kremi eriyerek terle karışık şekilde gözlerimi yakıyordu. Şapka kullanmayı sevmediğim içinde bu olay her yarışta bir eziyet haline dönüşüyordu. İkinci köşeden de bilekliğimi alıp cp noktasına son kez koşmaya başladım. Bu koşu parkurun en rüzgara karşı olan kısmıydı. Başta kendi hızımın düştüğünü sansam da önümdeki ve arkamdaki ile mesafem değişmediğini görünce herksin aynı durumdan muzdarip olduğunu anladım. Cp de soda içmek istiyordum ancak bu yarışın belkide tek eleştirebileceğim noktası olan bu ana cp de yeteri kadar gönüllü yoktu. Soda isteyen diğer kişiler birde sodaların kapaklarını açmakla uğraşıyordu. Genelde yarışlarda sularının bile gönüllüler tarafından doldurulmasına alışık olan ben 3 cp dir hiç bir gönüllü yardımı almamıştım. Cp deki ekip sadece numara takibi yapıyor kalan herşeyi koşucular kendileri hallediyorlardı. Son kez sularımı doldurup son bir jel alıp kalan 10 km lik kısmı da tamamlamak için tekrar 80k kadınlar birincisi ile parkura başladık. Cp den çıkar çıkmaz kalabalık bizi karşıladı. Yarışın en kalabalık kısmı olan benimde geçen sene koşmuş olduğum yarımaraton parkuru 40k ve 80k ile birleşmişti. Bukadar ıssız zamandan sonra bukadar curcunaya girmek, motivasyon ve stresi aynı anda artırıyordu. Saatler sonra nihayet farklı birşeyler görmek sıcak ve yorgunluğu azaltırken, en yorgun anlarınız olan son kilometreleriniz de yanınızdan geçen size nazaran daha fresh oldukları için daha hızlı ve enerjik olan insanlarla koşmak bir süre sonra sinir bozucu bir hal alabiliyordu. Ancak yolda 100 milciler le karşılaştıkça aynı durumu bizimde onlara yaşattığımız hissi bu durumu dengeliyordu. Saatime baktığımda 33. km deydim fakat hala hiç fotoğrafçı görmemiştim. Geçen sene adım başı fotoğrafçı olan parkur bu sene nedense bi unutulmuş geldi bana. Fotoğraf ekibini 35. km civarında fark ettim. Ben onu fark ettiğimde çoktan fotoğrafımı çekmiş arkamdan gelen koşucuya odaklanmıştı. Kendimde amatör bir fotoğrafçı olarak bu güzel enstantane için teşekkürlerimi sunuyorum

Artık yarışın son anlarıydı. Geceki uykusuzluk ve antrenman eksikliği kendini ciddi ciddi belli ediyordu. Bacaklarım kasılmaya başlıyor ve nabzım normalin üzerinde seyrediyordu. Neredeyse tüm yarışı birlikte koştuğumuz 80k kadınlar birincisi Yeliz hanımda biraz arkamda kalmıştı. Yarın başka bir yarışımın olduğunu hatırlayarak ve gittikçe yorgunluk bastırmasının etkisi ile bir tık yavaşlayarak Yeliz hanımla tekrar önlü arkalı koşmaya başladık. Yolda yarımaraton koşan şirket arkadaşlarımın birtanesiyle karşılaştım. Birsüre birlikte koştuk. Birkaç kilometre sonra yürümek istediğini söyledi ve ayrıldık. Aslında bende yürümek istiyordum hemde canı gönülden ama biraz vücudumu tanıyorsam yürümeye başlarsam tekrar koşamayacağımıda biliyordum. Artık kamp alanı iyice görünür olmuştu Yeliz hanımla birbirimizi motive ederek devam ediyorduk. İlginç bir şekilde o beni hadi hadi az kaldı neredeyse bitirdin şeklinde daha çok motive ediyordu. Sanki aynı parkurda bir maraton daha koşmayacakmış gibi güçlüydü. Onun bu hali yaptığım şeyi gözümde küçümsememe neden oldu. Bu son km lerde artık kas gücüyle değil beyin gücüyle gittiğim bir gerçekti. Kendimle hafta sonu uzunlarını aksatmama konusunda tutamayacağım pazarlıklar yaparak son km leri geçiriyordum. Tekrar bataklık noktaya gelmiştik. Bunca km üstüne burası gerçekten ayakları çok yoruyordu ancak aynı zamanda finish tagı da gözüktüğü için zihin acıyı vücuda yansıtmıyordu. Yeliz hanımla yollarımız burada ayrılıyordu ona başarılar dileyip finish tagına devam ettim o ise drop bag istasyonuna geçip tüm bunları tekrar yaşayacaktı tabi daha sıcak bir havada. Ben ise bir yarışı daha geride bırakmanın huzuru ile finish tagından geçtim ve nihayet durağan hale büründüm.

Finsh yoluna tuz dökmeleri ambiyansa güzellik katmıştı. Biraz su içip açma germe yaptıktan sonra yarışı bitiren diğer arkadaşlarla lafladık. Genel kanı yarışın zor olduğu fakat ortamın çok eğlenceli ve hoş olduğu yönündeydi. Çok sıra olmadan gölge bir yer buldum ve finisher yemeğimi afiyetle yedim. Uzun süredir bir yarıştan sonra oturup kalkarken kas ağrım olmadığını farketmiştim , bu yarış kesinlikle onlardan biri değildi. Her yanım ağrıyordu ve gerçekten oturup kalkarken canım yanıyordu. Birkaç gün içinde geçecek bir şey olduğunun farkındaydım ve üstelemedim. Masaj çadırına gidip kendime biraz masaj yaptırdıktan sonra koşu gurubundaki arkadaşlarımla buluşup biraz sohbet edip fotoğraf çekildik. Madalyalarımızı gururla boyunlarımıza takarak gezinebilirdik artık :D. Madalya demişken geçen seneki gibi bu seneki madalya tasarımıda çok hoştu. Ve güzel bir anıyı güzel bir şekilde belgeledi.

Üstümü başımı biraz temizledikten sonra çadırda kıyafetlerimi değiştirip gece talan ettiğim arabanın bagajını düzelttim. Biraz daha su içip yarışı yeni bitiren arkadaşları karşılamak üzere start/finish tagının etrafında bekledim. Akşam üstü Eskişehir yarımaratonu için yola çıkacak olmamdan dolayı artık yavaştan yola çıkmak istiyordum. Koşu gurubum dan bitiren bir abimiz ile birlikte dostlarla vedalaşarak, hala koşanlara da şans dileyerek kamp alanından ayrıldık. Hepimiz için çok keyifli ve sıra dışı bir hafta sonu oldu. Önümüzdeki yarışlar için güzel bir antrenman oldu. 80k koşan arkadaşımız Salih in yaş gurubu 1. si ve genel klasman üçüncüsü olması da bizi ayrıca sevindirdi. Yarıştan sonra uzunetap ekibi mail atıp benimde yaş gurubu üçüncülüğü kupam olduğunu söylemesi beni şaşırttı. Çünkü daha sonradan sonuçlara baktığımda yaş gurubu 5. si idim. Ancak yaş gurubumdaki birinci ve ikinci aynı zamanda genelde de bir ve iki oldukları için yaş gurubu da 2 sıra kayıp 5. olan beni 3. sıraya taşımıştı. Biraz hak etmediğim bir kupa olsa da genede moralleri yükselten bir anı olarak kaldı. Seneye, arkadaşıma 100 mil koşarsa benimde 80k koşacağım konusundaki blöfüm karşılık bulunca 80k için yeşillenmiş oldum. Tabi herşeyi yine zaman göstericek.

Genel olarak organizasyon lokasyona göre gayet iyiydi. Seneye dahada iyi olacağını umut ediyor ve bir sıkıntı olmazsa tekrar katılacağımı düşünüyorum. Okuyan herkese vakit ayırdıkları için teşekkür ediyorum.

Meriç Aşer

Runfire Salt Lake Ultra Trail 40K” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s