Frig Ultra 54k 2019

Muhteşem frigya

Cappadocia antrenmanı olmaktan fazlasını hak eden yarış

Bu yarışı tek cümle ile özetlememi isteseler, beni şuana kadarki en çok şaşırtan yarış derdim. Zemininden havasına, tabiatından ortamına, yerli halkından polisine jandarmasına kadar her şeyi ile bizi şaşırttı. Yerel halk bu organizasyonu o kadar benimsemiş ki, dışarıdan bakan bir kişi koşunun ayazini muhtarlığı ve bölge köyleri tarafından düzenlenen bir organizasyon olduğunu düşünmesi daha olası idi. Tüm bunlardan habersiz daha önce hiç koşmadığımız biz parkur olan frig ultraya güzel bir kapadokya antrenmanı gözüyle bakarak kaydolduk. Aslında pekte haksız sayılmazdık. Sonuç olarak coğrafya neredeyse aynı idi. İklim şartları çok benzerdi 54 k parkuru ve kapadokyadan 1 ay önce olması, frig ultrayı çok iyi bir haftanın uzunu antrenmanı yapıyordu. Hal böle olunca da yarış antrenmanı koşmanın ve haftasonu hava değişikliği yapmanın dayanılmaz cazibesine karşı koyamadık.

Aslında Ankara dan Akdeniz ve Ege ye giderken, hep bu bölgelerden geçip gidiyoruz. Genelde yolcuğumuzun ortasına denk geldiğinden bu bölgelere mola yeri gözü ile bakıyoruz. Ancak buralar aslında kapadokyayı aratmayacak hatta tarihi ve kültürel olarak çok daha önemli yerler. Ancak burasıda tıpkı Hititlilere ait hattuşa bölgesi gibi iyi anlatılamadığından yerli ve yabancı turistten uzak sadece çok az insanın keşfettiği gizemli bir bölge gibi yaban kalmıştı. Bende üniversiteyi bu bölgede okuyup yıllarca yaşamama rağmen kendi ilgisizliğimin de etkisi ile buranın varlığından haberdar olmamıştım. İşte bu organizasyon tamda bu yüzden önemliydi. Biz buraları görmeli ve çevremize anlatmalıydık. Bizim birilerinden ilham aldığımız gibi başkaları da bizden alıp bu coğrafyayı gezilmesi görülmesi gereken yerler listesine eklemeliydi. Tüm bunların yanı sıra haftanın uzunlarını aynı bilindik yerlerde yapmaktan uzaklaşıp bu bilinmeyen yeri keşfetme fikride çok hoştu.

Tuz gölü yarışının ardından katıldığım marmara granfondo bisiklet yarışını bu yarışın uzun antrenmanı belleyip kaydımızı yaptırdıktan sonra, konaklama ulaşım işlerimizi ayarlayıp, cuma öğlenden arkadaşım Salih (Bulut) ile iş yerinden çıkarak yola koyulduk.

Afyona vardığımızda otelden önce yarış kitlerini alacağımız NG afyon otele geçerek fuar alanını gezdik ve yarış kitlerimizi aldık. Bu seneki finisher tshirtü çok hoştu. Atlet şeklinde idi ve tasarımı çok güzeldi. Fuar alanı bomboştu. En fazla 5-6 koşucu vardı hatta bir ara fotoğrafçı sayısı alandaki kişi sayısından çoktu. Amatör bir fotoğrafçı olarak bir süre onlarla sohbet edip bolca fotoğraf çekildik. Biraz erken gelmiştik ancak genede daha kalabalık bir fuar alanı olacağını düşünüyordum. Çoğu kişininde yarış sabahı erken kayıt için geleceğini tahmin edip kendimi az kişi ile koşmayacağıma ikna etmeye başladım.

Klasik isim bulma seramonimizin ardından fuar alanından ihtiyaçlara göre birkaç ıvır zıvır alıp yarış kitinin içine bir göz attım. Fuar alanı dediysem de bu sene gördüklerimin en kötüsü diyebilirim. 3 adet tente altına kurulu içlerinde 2-3 raf olan mini standlar. Genede buraya geliş amacımızın bunlar olmaması ve daha otele yerleşmemiz gerekliliği ile çok fazla oyalanmadan buradan ayrıldık. Otelimiz Afyonun merkezinde ve NG otele 15 dk mesafede idi. Otele geçip üzerimizi değiştik ve birazcık dinlenmeye çekildik. 1-2 sat otelde kaldıktan sonra 8 de başlayacak teknik toplantı ve 9 da başlayacak makarna partisi için tekrar NG otelin yolunu tuttuk. Teknik toplantı otelin içinde idi. Ortam öğlenkinin aksine gayet kalabalıktı. Yaklaşık 40-50 dakikalık bir bilgilendirmenin ardından makarna partisi için otelin yemekhanesine geçtik. Bu konuda limitsensin NG otel ile çok güzel bir ortaklık içinde. Hem Sapancada hem Afyonda bu ortaklıkdan çok iyi yararlanıyorlar.

Makarna partisinin ardından otele geçmek üzere yola çıktık. Sabah çok erken kalkacağımız için kahvaltıda yiyeceklerimizi geceden tedarik etmek zorundaydık. Otelimize yakın bir pastahane bulup sabah yemek üzere birer poğaça alıp otelimize geçtik. Saat 4:40 a alarm kurup uyumaya geçtik.

Çalan alarmla hiç uyumamış gibi uyandık. Sadece antrenman olarak bile bakılsa yarış yarıştır. Genede seni heyecanlandırır. Malzemeler zemin hava ortam mesafe birçok bilinmeyen öyle sıradan bir günmüş gibi rahatça uyumana müsaade etmez. Zaten yarış haftası terimi de buradan gelir. Son gece uyuyamasanız bile, hafta içindeki düzenli uyku ve aktif dinlenme size büyük avantaj sağlayacaktır.

Hemen malzemelerimizi kontrol edip toparlandık ve otelden çıkış yapıp NG otele doğru yola koyulduk. Yolda giderken dünden kahvaltı için aldığımız poğaçaları yemek istediğimizde, kıymalı olduklarını farkedince güvenemeyip yememeye karar verdik. Bunun yerine birer muz alıp NG otel önünde bizi Ayazinine götürecek olan servislere bindik. Yolda yıllar önce okuduğum üniversitenin önünden geçmek beni duygulandırdı. O yıllardaki kendime yıllar sonra bu yoldan 54 km koşacağım bir yarışa giderken tekrardan geçeceğimi söylesem ne tepki verirdim diyede merak etmiyor değilim.

Yaklaşık yarım saat sonra Ayazini köyüne vardık. Start tagının yanına muhtarlık kocaman bir çadır kurmuş içeride 4-5 kadın gözleme yapıyor 3-4 semaverden çay demleniyor masalar sandalyeler hazır muhtar oradan oraya koşturuyor herşey nizami işliyordu. Yazının başında da söylediğim gibi ilk defa böyle bir organizasyona katılan biri koşunun muhtarın tarafından düzenlendiğini düşünmesi çok daha olası idi. Yerel halk organizasyona kendi etkinlikleriymiş gibi sahip çıkmış. Aslında gerçektende etkinlik onlarında biz birkaç saatliğine koşup gidecek olan misafirler dik sadece. Hava serindi rüzgar esmiyordu ancak genede herkes titriyordu. Start noktasında doğaya dönüş kampı adında başka bir etkinlik dava vardı. Dere yatağına kurulu onlarca çadır çok hoş gözüküyordu. Geç kit dağıtımının da bitmesinin ardından dropbag bölümüde kapanınca yavaştan start tagının altında toplandık. Gurup hiçde az değildi. Dünkü tenhalığın aksine gayet kalabalık bir gurup gelmişti. Geri sayımla birlikte o bilindik aksiyonda başlamış oldu.

Frig Ultra 54k 2019

Yarışın ilk kilometreleri orman içi geçişi

Start tagından sola dönerek köyün içine giriyoruz. Saat sabahın körü olmasına rağmen bir çok kişi balkonlardan bizi selamlıyor. Yılda bir kez böylesine bir kalabalığı gören köy ve koşacakları mesafenin farkında olan koşucular saatler sonra tekrar buraya dönmek üzere vedalaşıp ayrılıyorlar. Yarışa uzun kollu rüzgarlıkla başladım ve ısınana kadar da çıkarmayı düşünmüyordum. Ormanlık bir bölümden tırmana tırmana geçerken vücut ısımın da artmasıyla ceketimi çıkarmak zorunda kalıyorum ancak tırmanıp vadinin üst tarafına vardığımda bizi koruyacak tepeler ve ağaçlar kalmadığından bu kararımdan pişman oluyorum. Rüzgar esince vücuttaki terle birlikte hafif titreme geliyor. Zamanla geçeceğini bildiğimden çok sorun etmeyerek ilk cp ye varıyorum. 4. km de olan bu cp buraların yerlisi olan kadınlar taze taze gözleme yapıyor ve sıcak sıcak veriyor. Her ne kadar çok cazip olsa da, daha önceden koşarken yemediğim hiç bir şeyi deneyemeyeceğimi bilip devam ediyorum.

Kendimce bir tempo belirleyip nabzımı kontrol ederek ortalarda bir yerde kilometreleri eritmeye başladım. Böyle uzun yarışlarda koşanlar genelde yarışı parçalara bölüp zihinlerinde küçültme yoluna giderler. Örneğin bu yarış için 54 kilometre koşmak yerine bir adet maraton üzerine de bir adet 12 km lik koşu şeklinde zihnimde bölerek, birazda olsun mesafeyi, aklımı kandırarak vücuduma ikna etmeye çalışacaktım.

Etrafımız kapadokyadan aşina olduğumuz oyulmuş kayalar ve peri bacaları ile dolu. Kapadokya kadar iç içe olmasa da insana beklediğinden fazlasını veren bir zenginlikte. 4 farklı parkurun cp leri de aynı güzergah da olunca 4-5 km de bir cp den geçiyoruz. 19. km civarında sol ayak bileğimi burktum. Hep aynı yerden aynı yönde burkuluyordu. Kapadokya sonrası bir fizyo terapiste gösterme sözü vererek birkaç km sürecek can acısıyla devam ettim. Sularımı tam doldurduğumdan 20. km deki cp ye kadar durmuyorum. Cp ye vardığımda sularım tam bitmese de boşaltıp soğuk su ile değiştiriyorum. Burada bir şeyler atıştırdıktan sonra yoluma devam ediyorum. Saatim bana ilk yarımaraton u bitirdiğimi hatırlarıyor. Vücudumda herhangi bir yorgunluk yok bu kilometrelerde. Geriye bir yarımaraton birde 12 km lik bir mesafe var.

30. km deki cp ye giderken gurup iyice seyrekleşiyor. İlk 20 km deki kalabalık herkesin kendi temposunu yakalamasıyla mesafenin uzuluğuna yayılıyor ve kalabalık gurup tek kişilik bölümlere veya 2-3 kişilik küçük guruplara ayrılıyor. Bu şekilde 30. km deki cp ye varıyorum. Sularımın birini doldurup biraz cips yiyorum ve çok oyalanmadan devam ediyorum. Antenman yarışıda olsa cpler de çok vakit kaybetmemeyi alışkanlık haline getirmeye çalışıyorum.

Bir sonraki cp 13-14km sonra. Aşağı yukarı 1 saat 15 dakika yol anlamına geliyor. Önümde arkamda kimseyi göremiyorum. Etraf ıssızlaşıyor. En yakın köyden kilometrelerce önce geçtim. Yarış gittikçe yalnız yaptığım uzun sıkıcı antrenmanlara dönüşmeye başlıyor. Parkur düz olduğundan ne yürümek için yavaşlıyor nede hızlanabiliyorum. Keşke kulaklığımı getirseydim dediğim anlarda köşedeki dönüşte ağaca yaslanıp havaya kalkan 2 bacak görüyorum. Ağacın dibini çalılar kapatıyor dibini göremiyorum. Birinin baygınlık geçirdiğini düşünüp ağaca doğru koştum. Yerde yatan Mecit (Çelebi) abiydi. Bacaklarına kramp girince yer hizasından yüksekte tutarak kan dolaşımını arttırmaya çalışıyordu. Nasıl olduğunu sordum, iyiyim dedi biraz bekleyince gitmemi kendisinin yetişeceğini söyledi. Gerçekten birkaç km sonra bana yetişti ve yola birlikte devam ettik. Mecit abi gibi deneyimli bir koşucuyla birlikte gitmek insanın motivasyonunu artırıyordu. Tamda bu motivasyonla giderken uzun süredir işaret görmediğimizi fark ettik. Oysaki yoldan ayrılmamıştık traktör yolunu takip ediyorduk. Saatim birkaç metre sonra beni bende önümdekileri uyararak geri döndük. 500 mt gerideki su doldurduğumuz çeşmeden sağa dönmemiz gerekirken işareti kaçırıp soldan devam etmişiz. Bu karışıklıkta bizi geçen birkaç kişiyi tekrar geçip 43. km deki cp ye ulaştık. Burada bayağı bir zaman geçirdim. Cp de lokumdan gözlemeye cips den sodaya herşey vardı. Hepsinden biraz yiyerek 2 bardak kola içtim. Mecit abiyle tekrar yola çıktık. Bir süre yürümemizi sonrasında tekrar koşmaya başlayacağımızı söyledi. Artık yorulmaya başlamıştım ve bu teklif bana çok makul göründü. Yaklaşık 500mt yürüdükten sonra tekrar koşmaya başladık. Ancak bu km lerde uzun süre yürüyüp tekrar koşmay başlamanın zorluğunu bilen bilir. Mecit abi eski hızına kolayca geri dönerken benim o hıza yetişmem okadar kolay olmadı ve birkaç km sonra Mecit abi gözden kayboldu. Ne kadar deneyim sahibi olduğu belliydi. Bundan sonrası genelde iniş şeklindeydi. Uzun bir inişten sonra son bir tırmanış kalıyor ve sonrasında tekrar 2 km lik bir vadi inişinden sonra yarış bitiyordu.Bu yarış için beni en zorlayan şeyin zemin olduğunu kesin bir şekilde söyleyebilirim. Deniz kumu inşaat kumu karışımı, sürekli ayakların içine gömüldüğü yer yer pudra tozu kıvamında çok yorucu bir zemin. Hatta bu yarışı yoruculuk açısından kıyaslamam gerekse, hafif tempo, 2 tane maraton koşmaya eşdeğer görürdüm. Hatta 3 hafta önce Tuz gölü yarışında 80 k koşan arkadaşım da 80k nın bu yarıştan daha kolay olduğunu teyit etti. Tabi bu çok kişisel bir durum ancak kesinlikle küçümsemeye mahal vermeyecek bir yarıştı.

Yorgunluk artsa da kilometreler azalıyordu iniş neredeyse bitmişti yolun altındaki geçitten geçip son çıkışa doğru ilerliyordum. Bacaklar artık kas gücüyle değilde zihin gücüyle devam ediyordu. Onlarca tarladan geçip geri kalan kilometreleri sayıyorduk. Bir yarışın bitmesine 10 km den az kaldıysa yarış zihnimde bitmiş oluyordu. Bu nedenler 45. km önemli bir eşikti. İşaretleri takip ederek son tırmanışa vardım. Artık tarlalar bitmiş asfalta çıkmıştık.

Bu yarışın en can sıkıcı ve yanlış olan noktası kestirmelere çok açık olması idi. 54km parkuru sanki 54 km mesafesini tutturabilmek için garip şekillerde uzatılmıştı. Mesela bir tarla düşünün, rotanız dörtgen olan bir tarlayı ABCD dik uçlarından, A ve C uçlarını kullanacağınız şekilde çapraz olarak geçmenizi gerektiriyor. Ancak işaretleme yapılırken A B C noktasına yani L şekli veya iki dik kenarı da kat etmeniz üzerine bir işaretleme yapılmış. Tabi pratikde kimse bu şekilde kullanmıyor. Hipotenüs şeklinde en yakın rotadan giderek kestirme yapılıyor. Birkaç dönümlük tarlalarda bunun ne denli büyük bir fark olduğu anlaşılabilir. Defalarca geçtiğim insanların tekrar tekrar önümde belirmesi, yarışı antrenman olarak koşan beni çok etkilemese de kürsü mücadelesi veren insanlar için çok önemli olsa gerek. Organizasyonun bu noktalara adam koyarak yahut, bu noktalarda işaretleme değişikliğine giderek bu sorunu çözmesi gerekiyor.

Dik asfalta geldiğimde artık saatime baktım ve buranın son çıkış olduğunu fark ettim. Çıkış benim işimdi. İnişlerin aksine çıkışlarda hızlıyımdır. Burada yaklaşık 10 civarı kişiyi geçip hızlıca zirveye ulaştım. Zirveden asfalt üzerinde 1km civarı düz yol ile son bölüm olan dere yatağı inişine geçiş sola döneceğimiz nokta geliyorduk. Bu yolda kendimi denemek için biraz hızlandım. 53. km de hızlanmak istersem vücudumun nasıl bir tepki vereceğini ölçmek istedim. Sorunsuz şekilde istediğim hızlara gelebildim . Burada da birkaç kişiyi geçip düzlüğün sonuna geldim. Bu noktada tam sağa dönüp patikaya oradanda dere yatağı inişine geçeceğimiz noktada yerli halk mini bir cp kurup lokum ikram ediyordu. Bu jeste çok mutlu olup bir adet lokum alıp patikaya indim. İniş gerçekten çok çetin ve teknik sayılabilecek bir parkur. Burada yaptığım en büyük hatalardan biride bu yarışın eğim grafiğine aldanıp yol ayakkabısı giymek oldu.

Yarış kesinlikle ama kesinlikle trail ayakkabısını hak ediyordu. Aksini düşünen bizler pişmanlık yaşadık. Bu dere yatağı bölümünün çoğunu yürüyerek çok yavaş şekilde geçtim. Tekrar ayağımı burkma tehlikesini göze alamazdım. Bu yüzden oldukça temkinli indim. Galiba bu bölümde bir 6-7 kişi geçti beni ancak hiç önemli değildi. Sonuç olarak istediğim antrenman ve tecrübeyi almıştım bu yarıştan. Dere yatağı biter bitmez tekrar vadinin düzlüğüne çıkmıştım. Artık çadırlar gözükmeye başlamıştı. Az ileride bitiş çizgisini gördüm ve birden bütün yorgunluğun unutulduğu eşiğe geldim. Artık bundan sonrası işin eğlenceli kısmıydı. Alkışlar içinde finish tagından geçtim.

Başladığımız noktayı tersten bitirmiştik. Git gel yarışların aksine bu şekilde olan yarışlar çok daha keyifliydi. Sonu süprizli filmler gibi son anında bile heyecan oluşturuyordu. Saatim bana 6 saat 8 dk da bitirdiğimi söylüyordu. Antrenman olarak tahminlerimden daha iyi bir derece idi. Hemen suyumu içip bitiren cp sine geçtim. Bu cp açık ara tüm yarışlara 10 basar. Sucuk ekmek ve köy usulü bol tavuklu pilav – taze mercimek çorbası. Hemen ayazini köyünün kurduğu çadıra geçip yemeğimi yiyorum. Madalyam boynumda gururla otururken diğer arkadaşlarda geliyor.

Bu arada sponsorlarından olan avşar maden suları şekilli çok hoş bir madalya verdiler bu sene. Zaten limitsensin bu t shirt ve madalya içinde gerçekten çok iyi. Yan masada dere geçişinde beni geçen abilerle muhabbet ediyorum. Neden yavaşladığımı bi sorun mu olduğumu soruyorlar. Yoruldum diyerek kendi sakatlık sorunlarımı yarış skoruna yansıtmama çalışıyorum. Bu sırada bisiklet gurubundan arkadaşlarımda geliyor ve vuruyoruz muhabbetin gözüne. Yemek bittikten sonra biraz açma germe yapıp, bizi tekrar NG otele götürecek olan otobüse biniyoruz ve yola çıkıyoruz. Yolda tekrardan yıllar önce okuduğum üniversitenin önünden geçerken mazi gözümde canlanıyor ve hüzünleniyorum. Hafiften de yorgunlukla otele geliyor ve arabamıza geçip üzerimizi değiştirdikten sonra yola çıkıyoruz.

Yarışı değerlendirmem gerekirse Limitsensin zaten çok tecrübeli, ufak tefek düzelebilecek sıkıntılar olsa da genel olarak güzel bir yarıştı. Kesinlikle gelinip görülmesi gereken bir rota. Ufkumuzu bir tık yuları taşıyan yerlerden …

Zaman ayırıp okuyan herkese teşekkürler

Meriç Aşer

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s