Cappadocia Medium Trail 2019 (63k)

Yarışların yarışı…

Aslında böyle söyleyince biraz iddalı oluyor. Sonuçta her yarış kendine özel kendine güzel birçok farklılığı içinde barındırır. Kimi yeşil severken kimi çöl sever. Kimi için mesafe önemliyken kimi için yükseklik kazanımı. Ancak öyle yada böyle Türkiye de trail yarışlarının top noktası Cappadocia Ultra Trail dir. Sadece Türkiye demi? hayır bu yarış aynı zamanda bizim milli gururumuz gibi ultra trail world tour kapsamındaki 21 yarıştan bir tanesi. Yani bunun anlamı yetkin otoritelerce belirlendiği üzere, dünyanın en iyi 21 trail yarışından bir tanesi. Hatta kıyaslamanın çokta doğru olmadığı, üklemizin en büyük spor organizasyonu olan İstanbul Maratonu bile bu kadar turisti ülkeye çekemiyor. Hal böyle olunca, yarış her geçen sene katılımcı sayısı artarak devam ediyor. Hatta bu sene 63 k katılımcı sayısı olan 750 rakamına ulaşıldığı için kayıtlar erken kapanmıştı. Her sene %30 luk bir yarışmacı sayısı artışından bahsedilen bu yarış için yakın zamanda kura ile kayıt olur mu acaba diye düşünemeden edemiyor insan.

Bu sene uzun bir sakatlıklar mesaisinden sonra yarış gibi koşmak istediğim birçok yarışı da sadece bu yarış için antrenman olarak koştuğum yarış, sonunda gelmişti. Hemen cuma gününü izine bağlayıp tası tarağı yüklenip Ürgüp ün yolunu tuttuk. Ortahisar da kalan arkadaşlarımızı da alıp Ürgüp e ulaştık. Fuar alanını gezdik ve eksiklerimizi tamamladık. Bu fuar alanı gerçekten muadillerine göre olağanüstü güzellikte ve çeşitlilikte. Koşu ile ilgili hemen her şeyi uygun fiyatlara bulabilirsiniz. Geçen sene burada 38k ile ilk trail koşumu koşmuştum. Gene bu fuar standından aldığım Aykut abinin Ultra kitabı bana büyük kaynak olmuştu. Bu senede eşimin ısrarı ile Bakiye ablanın Cesaret yalnızlıktır kitabını alıp, kayıt alanına doğru yola koyulduk. Yolda çok acıktığımızı fark edip bir şeyler yedikten sonra yarış kitlerimizi almak üzere kayıt bürosuna geçtik. Bu sene randevulu sistem uygulaması vardı. Girişte yol ikiye ayrılıyordu , randevusu olanlar ve olmayanlar şeklinde. Benim randevum saat 7 idi ve bir saat beklememek için randevusuz yerden aldım kitimi. İşin garip tarafı randevu bölümü sırayı azaltmak amacı ile kurulmuş olsa da randevusuz bölümde hiç sıra yokken randevu bölümünde uzun bir kuyruk vardı. Bu sene aynı yurt dışı yarışları gibi tüm zorunlu malzemeleri gösteren buroşürler eşliğinde eşyalarımızı onaylatıp yarış kitlerimizi aldık. Burada eleştirebileceğim tek nokta yarış t-shirtleri idi. Geçen senelerdeki t shirtlere nazaran çok adi bir kumaşı vardı. Tasarımı hoş olsa da herhangi bir antrenmanda kullanılamayacak kumaştan olması beklentileri karşılamadı.

Teknik toplantı için içeri geçtiğimizde, hayatımda en son bu kadar insanı ne zaman kapalı bir alanda böyle bir arada gördüğümü hatırlayamadan bir köşeye iliştik. Salon okadar kalabalıktı ki oturan sayısından fazla ayakta duran insan vardı. Konuşmacılar hem Türkçe hemde İngilizce olarak yarış brifingi veriyordu. Bu sene parkurda geçen senelerden 2 cp arası uzak olan yerlerde gelen susuzluk şikayetlerini dikkate alarak 2 adet sadece su olmak üzere birer istasyon koyup isabetli bir karar vermişlerdi. Güzel değişikliklerden bir diğeri ise start noktası utmb puanlarına göre sıralama getirilmişti. Böylece görece olarak daha tecrübeli ve hızlı koşucular önden başlayıp insanların ilk birkaç km de birbirlerini geçmeye çalışmaları bir nebzede olsun önlenmeye çalışılmıştı.

Toplantının sonunu beklemeden fuar alanına geri döndük ve makarna partisine doğru devam ettik. Bu sene koşu gurubumuz dan, bisiklet gurubumuz dan ve şirketimizden birçok dostumuz bu yarıştaydı. Makarna partisinde hepsiyle karşılaştık. Uzun uzun sohbet ettik. Aslında bu tür organizasyonların en cazip noktalarından bir tanesi de buydu. Aynı şeyden hoşlanan yüzlerce insanın bir araya gelip aynı şey hakkında konuşmaları. Elitler hariç kimse kimseyi rakip olarak görmüyordu. Herkes kendi sınırlarını görmek için gene kendi ile yarışmaya gelmişti.

Ortam gerçekten şahaneydi. En büyük trail yarışına yakışan en büyük fuar alanı en büyük makarna partisi en kalabalık kitle, muhteşem coğrafya, atmosfer ne ararsan buradaydı. Geleneksel ayakkabı çekilişleri yapılıp makarnalar yendikten sonra yavaştan arkadaşlarımızla vedalaşıp otele döndük. Sabah erken bir start vardı ve artık dinlenmeye çekilmem lazımdı. Kahvaltılık için bir şeyler ayarlayıp 11 gibi yattım. Çok uyuyamayacağımı biliyordum. Böyle uzun uzadıya beklediğim yarışların hiçbirinden önce uyuyamam. Bunu bilerek yatağıma yatıp sabahı bekledim.

Nitekim beklediğim gibi de oldu. Sabaha kadar sağ sol dönüp durdum. Hem yarışın heyecanı hemde yerimi yadırgamam bir türlü derin bir uykuya dalmama müsaade etmedi. Sabah 4:45 de çalan alarm zifiri karanlıkta uyandırdı beni. Bence sporun en zor ve uç noktası bu. O saatte o soğukta sıcacık yatağınızdan kalkıp onlarca km koşmaya gitme kararını verebilmek, kat ettiğiniz onca kilometreden daha zor geliyor. Tamda bu yüzden o yataktan kalktığınız zaman kazanıyorsunuz yarışı. Üşüme uykusuzluk geçiyor ama gurur baki kalıyor. Kendinizi diğer insanlara göre cezalandırarak, ne kadar harika bir şeye başladığınızı bilmek ufkunuzu açıyor.

Tüm bu mottolar la eşimin dünden yapmış olduğu harika poğaçaları yiyerek kahvaltımı yaptım. Ekipmanları son kez kontrol ederek yarış kıyafetlerimi giydim. Otel yarış alanına birkaç kilometre uzakta idi. Hava soğuk olduğundan araba ile gitmeyi tercih ettim. Start alanına yakın bir yere park edip arkadaşlarımı beklemeye başladım.

Arkadaşlarla buluşup kısa bir sohbetten sonra tuvalet sırasına girip ihtiyacımı hallettim. Start tagı çok kalabalıktı. 63k koşacak 750 kişi, 119 k koşacak 450 kişi olmak üzere yaklaşık 1200 kişi vardı. 38k koşacaklar bizden 3 saat sonra başlayıp yaklaşık 1450 kişi olacaklardı. Bu sene utmb puanlarına göre start sıralanmıştı ancak biz birlikte koşmak istediğimiz için en düşük puanı olan arkadaşın bölümüne geçip en arkalara geçtik.

CMT 2019

Kalabalıktan geri sayımı duyamadık bile. Öndekilerin ileri doğru hareketlenmesi ile bizde bir anda koşar halde bulduk kendimizi. Yarış klasik yokuş tırmanışıyla başladı. İlk birkaç metre koşsak da mesafenin uzunluğunu düşündüğümüzde yürüyerek çıkmanın daha mantıklı olacağını düşündük. Dik yokuş bitene kadar hızlı tempo yürüyerek eğimin azalmasıyla tekrar koşmaya başladık. Tepeye çıkıp sola döndüğümüzde balonlar hemen havada belirdi. Burada tarihi bir mezarlığın yanından geçerken arkadaki balonlarla birlikte inanılmaz bir görüntü ortaya çıkıyordu.

En arkalarda başladığımız için zaten çok kalabalığa kalmıştım ve enerjimi burada insanları geçerek harcamak istemiyordum, yarış çok uzundu ve bunun için bolca zaman olacaktı. Hızımı etrafımdakilerle eşit tutup kalabalıkla birlikte vadide ilerlemeye başladım. Arkadaşlarım resim çekilmek için durdu ben devam ettim. Zaten daha yavaş bir yarış koşacaklarını söylemişlerdi. Kendi tempomda vadiden ilerlemeye başladım. Bu yarışta her düzlükte koşup yokuşlarda yürüme kararı almıştım. Nitekim Akdağ çıkışına kadar pratikte işe yaramıştı. Hızlı bir şekilde vadi sonundaki ilk çıkışa gelmiştim yürüyerek birçok kişiyi geçip zirveye ulaştım. Bu parkurdaki en sevdiğim bölüm olan Ortahisara tepeden bakış, arnavut kaldırımlardan koşarak iniş, sonrasındaki dik çıkış ve merkezden geçerek merdivenlerle vadiye iniş kısmı her zamanki gibi çok eğlenceli idi.

Merdiven inişinde bu sene inanılmaz sıra vardı. Birazda arkalardan başlamanın etkisi ile bu kısımda bayağı bir süre bekledim. Hatta burada fotoğraf çektiren arkadaşlarımda bana yetişmişti. Beraber vadiye inip İbrahimpaşaya kadar neredeyse düz olan bu bölümü koşmaya başladık. Aslında burası insana fark ettirmeden bayağı bir yükseklik kazandırıyordu. Hal böyle olunca düz yolda koşuyorum sanıp nabzın neden bu kadar yüksek olduğu yadırganabiliyor.

Yolda irili ufaklı birçok mağra ve tünelden geçip etrafınızdaki müthiş antik yapıların içinde kayboluyorsunuz. Burası okadar harika bir yer ki, tüm yarışı bu yolda koşsanız gene sıkılmazsınız. Her dönemeçten sonra yeni bir oluşum, oyma duvarlar. Eğilerek geçtiğiniz zifiri karanlık mağraların hepsi ortahisar ve ibrahim paşa arasındaki bu vadide. Koşarken birçok tanıdığın yanından geçip selamlaşıyordum. Herkes kendi temposunda etrafına bakarak ilerlerken vadi bitiyor ve yokuştan yukarı çıkarak İbrahimpaşaya doğru çıktık. Burası aynı zamanda ilk cp noktası idi. Sularımın biri tam biri yarılanmıştı. Yarılanan suyumu doldurup bir parça muz atıp yoluma devam ettim. Bu cp den sonra 3 km daha bir tırmanış olup sonrasında Göremeye kadar uzun bir iniş vardı. Gene tempolu bir şekilde tırmanıp çok güneşe kalmadan zirveye vardım.

Zirveye vardığımda aşağıda Göreme gözüküyordu. Seyir tepesinden sağa aşağı doğru taş yollardan geçerek göremeye indim. 38k parkurunda düz gidince önümüzde kalacak cp yerine çarşıdan sola dönüp Uçhisara tırmanacakdık. Akdağ çıkışı kadar dik olmasa da en fazla yükseklik kazancı bu cp ye çıkarken olacaktı. Çarşıdan uzaklaşıp tekrardan araziye çıkmıştık. Saatime baktığımda 21. km civarı yol kat etmiştim. Bu yarışı her zamanki gibi kafamda küçük parçalara bölüp bedenime kabul ettirmeye çalışıyordum. 63 km yi de çok güzel 3 e bölüp 3 adet yarımaratoncuk koşacağım şeklinde aklımda basite indirgemiştim. İlk yarımaratonun bitmesi pisikolojik eşiğin biraz daha aşağı inmesi anlamına geliyordu.

Yol tekrar vadi içlerine dönmeye başlamıştı. Uzunca bir süre single track patikadan gittik. Tırmanışa başlamadan önce küçük bir bataklık bölümden geçip tekrar kaya patikalara çıkıyorduk. Bu bataklık bölümde yanlış bir yere basmam sonucu sol ayağım dizime kadar çamura girdi. Düşmemek için sağ ayağımı da dizimin altına kadar aynı çamura sokmam gerekti. Önümdeki ağacın dallarını tutarak kendimi dışarı çektim ancak tamda çıkış öncesi ayaklarıma çamur dolmuştu. Suya basmak gibi değildi bu çok rahatsız hissettirdi bir süre ne yapacağımı düşünmeye başladım. Ayakkabımı çıkarıp nasıl temizyebileceğime dair bir çözüm bulamadım. Tamda bu anda arkadan gelen bir kişi komple çamurun içine düştü. Onu görünce kendi sorunum bir anda gözümde küçüldü. Tırmanırken sıcağında etkisiyle rahatsızlık hissi kayboldu ve yoluma devam ettim. Uçhisara birkaç km kala şirket arkadaşlarımızdan Fatih beyi gördüm. Durumunu sordum, nefesinin düzelmediğini cp de yarışı bırakacağını söyledi. Fatih bey tecrübeli bir ultracıydı ve 119 k parkurunda idi. O bırakma kararı aldıysa bir bildiği vardır deyip birbirimize şans dileyip ayrıldık. Onun için üzülmüştüm ancak sakatlanma ihtimali daha üzücü olurdu.

Sonunda yokuş bitmiş uçhisar cp ye varmıştım. İki suyumda boşalmıştı. Önce sularımı doldurdum ve bir iki parça muz yedim. Bir iki parça limon diliminin üzerine tuz döküp kaybettiğim tuzu yerine koymaya çalıştım. Bu cp den sonra göremeye uzun bir iniş başlıyordu. Kendimi çok yormadan inmeye çalıştım. Ancak kapadokyadaki inişleri bilenler bilir. Eğer inişleriniz yeterince iyi değilse sürekli bir frenleme etkisi yapar vücut. Buda bacakları çabucak bitirir. Benimde inişlerim oldukça kötü olduğundan bu sorundan fazlası ile muzdarip oldum.

Bir şekilde göremeye varıp cp de sularımı tazeledim. Birkaç dilim kek yedim ve 1 soda içip yoluma devam ettim. Tekrardan 38k parkuru ile birleşmiştik ve çarşıdan sağa dönüp tekrardan patikaya girdiğimiz yola dönmüştük. Uzunca bir süre meyve bahçelerinden geçip tekrardan kayaç oluşumların arasındaki asfalttan yukarı tırmandık.

Tam bu noktada 38 k birincisi arkamda belirdi ve beni hızlıca geçti. Onun 20-30 mt arkasında ise Türk sporcumuz Ahmet Arslan vardı. Biraz tezahürat yapıp devam ettim. O dik yokuşu bile koşarak tırmanmaları beni çok etkilemişti. Bir anda kendi yorgunluğumu unutmuştum. Yokuşunda bitmesiyle tekrar tempomu bulup koşmaya başladım. Önümde Akdağ ucundaki 38k ve 63k ayrımına kadar uzunca bir düzlük vardı buraya kadar yürümeden koşar vaziyette kalmak istiyordum. Saatime baktığımda bir maraton mesafesini geride bıraktığımı gördüm. Bu yarışın 3 de 2 sinin bittiği anlamına geliyordu. Önümde yarımaraton mesafesi onun içindede Akdağ kalmıştı. Sıcağında etkisiyle tempom biraz düşmüş ancak koşmaya devam ediyordum. Az sonra arkadan Salih(bulut) in bana seslendiğini gördüm. Diğer arkadaşımız Ümit(zengin) ile devam etmeyip bana yetişmişti. Diğer arkadaşımız yavaşlayınca, benim yanıma gelmişti. Salih in gelmesi beni biraz motive etmişti. Hızımı onunkine eşitleyip kızıl vadiye kadar koşturduk. Vadiye çıkmadan hemen önce iki cp arası küçük bir su ikmal istasyonu vardı. Burada sularımızı doldurup Çavuşine doğru devam ettik. 63 ve 38k ayrımından sonra bu parkurdaki en eğlenceli yollardan biri olan bir aşağı bir yukarı koşturup durduğumuz Çavuşin inişine başladık. Uzun bir inişin ve küçük bir kaybolmanın ardından Çavuşin gözüktü. Son 5-10 km dir sağ ayağımın işaret parmağında bir batma vardı. O tırnağım çok kötü durumda olduğundan tırnağımın düşüp parmağıma battığını düşündüm. Yokuş yukarı sıkıntı yaratmayan bu durum yokuş aşağı inerken çok acı vermeye başlamıştı. O noktaya çok yüklenmemeye çalışarak Çavuşin cp ye kadar geldim. Meşhur çorba sırası çok olduğundan 3-4 dilim kek yeyip 1 bardak kola içtim. Sularımı doldurup tuz limon attım ağzıma ve Salih le birlikte Akdağa tırmanmaya başladık. Aslında yarış 63k için burada başlıyordu. Buraya kadar güçlü gelip güçlü çıkabilen bir nevi kendi içinde yarışı kazanıyordu. Buraya kadar iyi gelsem de bu tırmanış yavaş yavaş çok kırıcı olmaya başlamıştı. Akdağ sıcağında etkisiyle her gr enerjimi çekip alıyordu. Tırmanış bir ara o kadar dik bir hal almıştı ki geriye düşmemek için öne eğilip ellerimi de kullandığımı hatırlıyorum. Bu tip yarışlarda en sevdiğim, en kolay ve hızlı olduğum çıkışlar, tam bir kabusa dönüşmüştü. Akdağ kendi içinde de 3 ayrı tırmanıştı. Tam bitti derken bir yenisi çıkıyordu. İlk defa bir yarışta cp olmadığı halde durup 2 dk soluklanma ihtiyacı hissettim. Bu bölümde Salih hep bir şekilde destek olarak çıkışı bana tamamlattı. zirveye vardığımızda tekrar koşar pozisyona gelmem bir hayli zaman aldı. Nabzım artmasa bile bacaklarım artık o kadarda kolay yürür halden koşar hale geçemiyordu. Bir süre böyle devam eden durum Akdağ zirveden inmeye başlamamızla yerçekiminin de etkisiyle tekrar koşar hale bürünmemi sağladı. Sert kayaç inişleri ile birlikte ayağımdaki tırnak batması iyice canımı yakmaya başlamıştı. Bir şekilde Akdağ cp ye kadar ulaştık. Burada hızlıca bir şeyler atıştırıp sularımızı tamamladık ve yarışı bitirmek üzere cp den ayrılıp son iniş ve son tırmanış için yola çıktık.

Tekrardan kayaç oluşumların arasından frenleyerek inerken bacaklarım artık iflasın eşiğindeydi. Birazdan yokuşların başlayıp o kaslarımı dinlendireceğimi bildiğimden çok da umursamıyordum. İlginç bir şekilde Akdağ inişinden sonra enerjim tekrar yerine gelmişti. Son çıkıştaki dik yokuşlar hariç çoğunu koşarak geçmiştik. Saatime baktığımda 58. km deydim, tam 8 saat olmuştu. Parkuru 8 saatin altında koşma hedefimi zaten kilometreler önce kaybetmiştim. Artık sadece bitirme odaklı hareket ediyordum. Parkur tekrardan 38 k ile birleşmişti. Kalabalıkta koşmak, bize iyi geldi. Hızımızı artırıp finish için yola koyulduk. Son asfalt geçişinden sonra artık Ürgüpe girmiştik. Kapadokya da koşan herkesin biran önce gelmek için can attığı meşhur arnavut kaldırım inişlerine başlamıştık.

Artık bu bölüm işin eğlencesiydi. Yokuşun sonunda tüm acılar bitecek nihayet dinlenecektik. Beyin bunu biliyor hızını artırsan da seni durdurmuyordu. Sende kalabalığın ve yokuş inmenin de etkisi ile iyice hızlanıyorsun. Finish tagının altındaki kalabalık insanı coşturacak cinsten. Müzik çığlıklar tezahüratlar metrelerce geriden duyuluyor. Adrenalin burada tavan yapıyor. Bu son kısım tüm acıları eziyeti unutturup yaptığınla gurur duymanı sağlıyor. Coşku ile finish çizgisinden geçip madalyamızı takıyoruz. Kenardaki arkadaşım beni çağrıp fotoğrafımızı çekiyor.

Birkaç saniye sonra eşim karşılıyor sarılıp bu özel anı kutluyoruz. Eşim bu yarıştaki en büyük destekçim ve geçen seneden tecrübeli olarak eşyalarımı alıp beni sakin bir yere götürüyor. Önce çıkan tırnağıma baktırmak için medikal bölümüne gidip ayağıma baktırıyorum. Çorabımı çıkartırken en kötü manzaraya kendimi hazırlasam da çorabımı çıkarttığımda tırnağımın yerinde olduğunu fark ettim. sadece tırnağımla parmağım arasına birkaç diken saplanmış beni rahatsız edende buymuş. Sağlık görevlisi arkadaş sağ olsun özenle çıkardı. Tüm acılarımdan kurtulup 38k bitiren arkadaşlarla muhabbet ettik. Masaj sırası çok uzun olduğundan bir köşede açma germe yapıp yemek sırasına girip yemeğimi aldım. En arkalarda bir yerlere oturup bir türlü olmayan iştahım la bir şeyler yemeye çalıştım. Sadece çorba içip pilav yiyebildim. Biran önce otele dönüp duş almak istiyordum. Görebildiğim tüm arkadaşlarla vedalaşıp 38k bitiren şirket arkadaşımı Ortahisardaki oteline bırakıp kendi otelimize döndük ve bu macerada böylece sonlandı.

Geriye tekrar gönlümüzü fetheden süper bir organizasyon kaldı. Tekrar 1 yıl sabırsızlıkla bekleyeceğimiz madalyasını en güzel köşemize asacağımız bir yarış bitti.

Ancak yarış sonunda bir değerlendirme yapacak olursak bir yarışın bu kadar büyümesinin bazı sıkıntıları da oluşuyor. Öncesinde kalabalık. Parkurun ilk kilometreleri artık bu kadar koşucuyu kaldıramıyor. Gene Ürgüp, 9 günlük tatillerdeki Bodrum çarşıyı anımsatıyor. Şurası ne kadar güzelmiş diye girdiğiniz her yer, hafta sonu avm leri aratmıyor. Esnafında bu kalabalığa istinaden fırsatçılığı cabası. Bu yüzden yarışa karar verip eğer Ürgüpde kalacaklarsa otel rezervasyonlarını erken yapmalarını öneririm. Ancak araba ile gidecekler için Ortahisar ve Uçhisarda çok güzel iki alternatif. Seneye yakın tarihlerde başka hedeflerim olduğu için 38k parkurunu koşacağım, tabi herşeyi zaman gösterecek.

Son ve kısa bir yarış değerlendirmesi yapacak olursak, çok harika ve profesyonel bir organizasyon var. Bu kadar kalabalığın altından kalkacak başka organizasyon varmıdır yokmudur bilinmez ama insanlar bu yarışa ne organizatörler ne de sponsorlar için gelmiyor. Hele yabancılar hiç gelmiyor. En cazip şey Kapadokya nın olağan üstü cazibesi. Her sene katılmak istediğim bu yarış umarım kalabalığa ve maddiyata yenik düşüp herhangi bir yarış haline gelmez. Umarım hep gönlümüzün efendisi olup her sene gün saydırır bizlere.

Zaman ayırıp okuduğunuz için çok teşekkürler

Meriç Aşer

Cappadocia Medium Trail 2019 (63k)” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s